• Türkçe
  • English (United Kingdom)

BAŞKAN’DAN

Küreselleşme, günümüzde ekonomi başta olmak üzere uluslararası ilişkileri, siyasal ve sosyokültürel etkileşimleri geleneksel çizgisinden ayırmakta ve yeni boyutlara taşımaktadır. Süratle uygulamaya konan yeni stratejiler yeni gelişmelere neden olmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak gelecek için yaşamsal öneme sahip projeler üretemeyen ülkeler, küreselleşmenin bir aktörü değil ama yalnızca nesnesi olarak kalmaya zorlanmaktadır.

Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kavşak noktasındaki Türkiye, küreselleşmenin etkilerine maruz kalmaktan çok, onu, en azından etkileyen bir ülke olmalıdır. Türkiye, 21. yüzyıla girdiğimiz bu dönemde geçmişin klasik anlayışını bir tarafa bırakarak siyasetçilerine, iş adamlarına, akademisyenlerine, sanatçılarına ve yeni yetişen nesillerine dış dünyaya açılmaları konusunda ciddi destek vermek durumundadır. Kuşkusuz dışa yönelik açılımların gerekliliği kadar yurtdışından da içe doğru bir çekim gücü oluşturulması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Bu noktada küreselleşmeyi ülkemiz açısından bir risk olmaktan çıkarıp fırsata dönüştürecek en temel imkânlardan biri de Türk Dünyası’dır. Burada kullanılan “Türk Dünyası” kavramı, coğrafi ve kültürel olarak, tüm Türk soylu halkları kapsar ve Orta Asya ve Türkistan kavramlarından daha geniş bir anlamı ifade eder. Türk Dünyası; Orta Asya'ya ek olarak Türkiye, Avrupa, Kafkasya, Çin ve Rusya Federasyonu içindeki Türki bölgeler ile Türk diasporasını kapsar. Kavram aynı zamanda tüm Türk Cumhuriyetleri ile özerk Türk Cumhuriyetleri ve topluluklarını ifade eder.

Kuşkusuz günümüz dünyasında uluslararası hukuk ve politikanın kendine özgü koşulları, ekonomik ve politik bir entegrasyon olarak Türk Dünyası’nı imkansız kılmaktadır. Ancak bu durum, tüm Türk Cumhuriyetleri, özerk Türk devlet ve toplulukları ile Türk Diasporası arasında iş birliği temelinde karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesine engel değildir. Türk kültür alanı ve dolayısıyla Türk Dünyası içerisinde etkileşimin artırılması; siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda iş birliğinin geliştirilmesi; problemlere yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi, küresel ölçekte barış, demokrasi ve istikrarın tesisi konularına katkı sağlanacaktır.

Bu düşünceden hareketle; dünyanın dört bir yanında yaşayan Türkleri, Türk Dünyası temsilcilerini ve değişik ülkelerde faaliyet gösteren çeşitli Türk sosyal hareket ve sivil inisiyatiflerini sosyal, kültürel ve ekonomik konular çerçevesinde bir araya getirecek bir “Dünya Türk Forumu” (DTF) kurulması Türk Asya Stratejik Araştırmalar merkezi (TASAM) tarafından projelendirilmiştir. Dünya Türk Forumu, Türk Dünyası için bir diyalog zemini ve stratejilerin tartışıldığı uluslararası bir forum işlev görecek; Türkleri temsil eden tüm örgütlere ve sosyal hareketlere bir araya gelmeleri, tartışmaları, deneyimlerini birbirlerine aktarmaları, eylem takvimleri ve alternatif öneriler geliştirmeleri için ortak bir alan ve zemin oluşturacaktır.

Bu çerçevede, 20-22 Ekim 2010 tarihlerinde “Türk Konseyi, Türk Diasporası ve Sosyoekonomik İş Birliği” ana temalı “Dünya Türk Forumu”nun ilki, TASAM tarafından medeniyetin ve hoşgörünün beşiği İstanbul’da gerçekleştirilecektir. Forum’a, “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi” anlaşmasına katılan ve katılmayan bağımsız Türk Devletlerinden resmî ve sivil delegasyonlarla birlikte, tüm dünyadan Türk Diasporasının düşünce ve kanaat önderlerinin katılımı planlanmakta ve ilk buluşma sonunda sürdürülebilir, sağlıklı bir kurumsallaşma hedeflenmektedir.

Özellikle son 20 yılda bu alandaki olumlu ve olumsuz tecrübelerin kazanımlarını içselleştirerek sürecin başarıyla yönetilebilmesi adına duayen isimlerden bir kurul oluşturulmuş ve bu alanda etkinlik gösteren tüm STK, düşünce kuruluşları ve TASAM’ın dört kıtada mevcut iş birlikleri planlama ve hazırlık sürecine dahil edilmiştir.

Süleyman ŞENSOY

TASAM Başkanı

 

 

dtfkeo
DTF4 kapak
  • Türkçe
  • English (United Kingdom)